Sayik Kitap Yayıncılık
loading...
Kitap

Alamet-i Kıyamet

ÖNSÖZ

EÛZU BİLLÂHİ MİNE’Ş-ŞEYTANİ’R-RACÎM

Eûzu’nun bir sırrı ve hikmetine dairdir!

Allahu A’lem “Bismillâhirrahmânirrahîm diyerek her işimize ve hareketimize başlarken ve Allah’tan (celle celâlü-hû), o işimizin hayırla başlayıp hayırla neticelenmesini, hayırlara vesile olmasını, hakkımızda Allah’ın (celle celâlühû) râzı olduğu bir iş ve amel olmasını talep ederken “Bismillâh” bir dua hükmüne geçer ve bizler “Bismillâh” dediğimizde zerrelerden güneşlere kadar Allah’ın (celle celâlühû) adı ve namına hareket eden tüm canlı ve cansızların yaratıcılarına itaatkâr ve âsî olmayan o büyük ve muhteşem ordusunun bir neferi, askeri oluruz.

 

Aynen öyle de, “Eûzu billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dediğimizde de yaptığımız işimize, amellerimize ve hayatımıza, şerlerin, şerirlerin ve şerre hizmet edenlerin karışmalarından yine Allah’a (celle celâlühû) sığındığımız gibi şeytanların ve insanların lâ’netlenmelerine, Allah’ın (celle celâlühû) rahmet ve merhametinden uzaklaştırılmalarına sebeb olan kibirden, kendini beğenmekten, amellerini beğenip Allah’a (celle celâlühû) lâyık görmekten, riyâdan, hasedden, ucuptan, gösterişten, şöhretperestlikten Allah’a (celle celâlühû) sığınırız.

 

Evet, biz kullar olarak Rabbimizden her dâim hayırların bizlere celbini istediğimiz gibi şerlerin, şerirlerin ve belâların dahi bizden def’ini ve uzaklaştırılmasını isteriz ve “Euzu billahi mine’ş-şeytani’r-racim. Bismillahirrahmanirrahim.” deriz.

 

Yoksa birtakım benlik ve kibirden tam kurtulamamış, nefsini terbiye edemeyen ve benim gibi nefsine zulmedenlerin “Şeytana meydan okumak!” ve şeytandan korunmak ve onun şerlerinden ve tuzaklarından Allah’a (celle celâlühû) sığınmaktan uzaklaştıran, “Ben şeytanı yenerim.”, “Beni tuzağına düşüremez.”, “Beni zor kandırır.” vb. cümleler ile Allah’a (celle celâlühû) değil nefsine, zekâsına ve aklına güvenmek anlamına gelen bir nev’î gizli şirk içeren ve eûzu içerisinde şeytanın tuzağına düşmeye sebeb olan benlik, gurur ve kibir içeren söz ve düşünceler

Allah muhafaza buyursun ŞEYTANA UYMAK değil bizzat ŞEYTAN OLMANIN TA KENDİSİDİR!

 

Şeytanı şeytan yapan kibirdir. Kendi yaptığı dua ve ibâdetleri ile kibirlenip kendi amellerini, Allah’a (celle celâlühû) sunulan en iyi amel olarak görmesi ve Allah’ı (celle celâlühû) hakkı ile zikir ve tesbih ettiğine dair kibre düşmesidir. Şeytan, hiçbir zikir, tesbih ve amelin Allah’ın (celle celâlühû) büyüklüğünün ve yüceliğinin hak ettiği mânâya erişemeyeceğini ve hiçbir yaratılanın Allah’ın (celle celâlühû) büyüklüğüne, ihsân ve nimetlerine lâyık şükür ve ibâdeti yapamayacağı gerçeğini kibre düşerek unutmuş ve kendini kandırarak gizlediği kibri ile ‘‘Allah’tan (celle celâlühû) başkasına ben secde etmem!” diyerek kulluk ve ibâdetlerinde düştüğü ve gizlediği kibrini ilân etmiştir. İbâdette ve kullukta kendini daha hayırlı görmekle başlayan kibri kendisinin ateşten, insanoğlunun topraktan yaratılması ile artmış ve yaratılış olarak da daha hayırlı ve üs-

tün olduğunu söyleyerek lâ’netlenmiş ve huzurdan kovulmuştur. İblîs (aleyhi’l-lâne) kendi hataları ve azgınlıkları nedeni ile helâk olmasına rağmen burada açığa çıkan birinci kibir cinlerin soyundan gelen İblîs’in(aleyhi’l-lâne) yaratılışından geldiği soy ile girdiği yaratılış kibridir. İkinci kibri ise insanın yaratılışını küçük görmesi ve aşağılayıp, hor ve hâkir görerek kendisi gibi yoktan yaratılan diğer bir canlıdan kendini üstün görmesidir. İblîs’in (aleyhi’l-lâne) üçüncü kibri geçmiş yaptığı ibâdet, zikir ve tesbihleri ile yâni iyi bir kul olmakla kibirlenmesidir. İblîs’in (aleyhi’l-lâne) dördüncü kibri ise ilâhi emir karşısında “Ben daha üstünüm.”

 

 

diyerek secde etmeyi kabul etmemesidir ki bu mânâda İblîs’in (aleyhi’l-lâ-ne) Allah’tan (celle celâlühû) başka büyük ve üstün varlık kabul etmeyerek, etmeme düşüncesiyle kendini kandırıp ben sadece ona secde ederim kılıfına gizlenerek Allah’ın (celle celâlühû) ‘‘Âdem’e secde edin.’’ emrini çiğnemekle aslında en büyük ve üstün olarak kabul ettiği Allah’ın (celle celâlühû) “Secde edin.” emrini kabul etmediğini, reddettiğini fark edememiş nefsindeki gizlediği kibir açığa çıkmıştır. Bu hâl ile bir nev’î kendisini Allah’ın (celle celâlühû) yarattığı “En üstün yaratılış ve varlık” görerek yaptığı kibirdir.

 

Kardeşlerim!

 

Sizler ve bizler “EÛZU” çekip şeytandan Allah’a (celle celâlühû) sığındığımızda öncelikle şeytanı şeytan yapan özellik olan bu dört kibirden Allah’a (celle celâlühû) sığınmalı ve şeytanın düştüğü kibre düşmemeye çalışmalı ve kibirli olanın cennete giremeyeceği gerçeğini unutmamalıyız. Ve bizleri kibre sevk eden ve kibri ile şeytana dönüşen

insanların şer ve tuzaklarından bu mânâda dâimâ eûzu çekmekle eûzu gerçeğini, anlam ve mânâsını hayatımızda yaşayarak “min’el-cinneti ve’n-nâs” ile Kur’ân’ın son âyetinde ihtâr edilen “Şeytan, insandan da olur cinden de!” gerçeğini her eûzu da hatırlamalıyız.

 

 Allah’ım!

 Ataları, ırkları, milletleri ve dünyaya geldikleri soyları ile kibirlenip yaratılış kibrine girmekten ve başkalarına büyüklenmekten sana sığınırım!

 

Allah’ım!

Dualarım, tevbelerim, zikir, tesbih ve ibâdetlerim ile kibre girip kibirlendim ve kendi dua ve ibâdetlerimi diğer insanların dua ve ibâdetlerinden daha üstün, hayırlı ve kabul edilir gördüm ve görenlerin peşinde sürüklendim ve ben de onları öyle görüp kabul ederek, onlardan yardım isteyerek “İyyâ kena’budü ve iyyâ keneste’în” demeyi unuttum.

 

Allah’ım! Bilerek ve bilmeden düştüğüm tüm kibirlerden yarattığın zerreler ve katreler adedince binler kere binler tevbe ettim.

 

Estağfirullah Yâ Kebir, Yâ Mütekebbir, Yâ Ğaffâr, Yâ Settâr, Bi rahmetike Yâ Erhame’r-rahimîn.

 

Allah’ım!

 

Senin yüceliğine ve büyüklüğüne asla lâyıkı ile kulluk ve ibâdet yapamayan ve yapamayacak aczim ile insî ve cinnî tüm sinsi ve göremediğimiz yerden bizi tuzağa düşüren şeytanlardan beni koru. Onların bedenimde, evimde, eşimde, zürriyetimde ve çevremde bulunmasından sana sığınıyorum.


Allah’ım!


İbâdette, duada, tevbede, zikirde, tesbihte, teslimiyette, tevhidde, tevekkülde, îmânda her ibâdet ve kullukta kibre düşmekten beni koru.


Allah’ım!

Kibrin her şeklinden, kibre düşmekten, kibre düşenlerin tuzaklarından, kibir içeren tüm söz fiil ve davranışlardan sana sığınıyorum.


EÛZU BİLLÂHİ MİNE’Ş-ŞEYTÂNİ’R-RACÎM


VE HÜVE HAYRUN LEKUM 


Allah’ım; aklımı, kalbimi ve kalemimi şerlerin define, hayırların celbine vesile eyle, beni ilim ve hikmetine musahhar eyle. (âmin)


Allah’ım; aklıma, kalbime ve kalemime hayırları hükmeyle ve ilhâm eyle. (âmin)


Sen dilersen; akıl, kalp 24 saat kesintisiz tefekküre zikir ve tesbihe açık olduğu gibi ilhâmata dahi açıktır.


Kardeşlerim.!

Dua ederken tâbir-i âmîyâne ile “Sana çok yazmasın sen kapat ben arayayım” demenize ve faturadan endişe etmenize de gerek yok. Yeter ki sen dua telefonunu aç ve Lâ ilâhe illallah de, Rabbenâ de, Rabbî de, Yâ Allah (celle celâlühû) de, Yâ Rahmân (celle celâlühû) de ve duan ile mürâcaat ediver.


Sular yukarıdan aşağıya doğru akar.

Yolu üzerindeki çukurlara dolar.

Af ve mağfiret ise semâdan iner.

Günahkârların üzerine yağarak umutları sular.

Tevbe için açılan ellere ve gönüllere yağar.

Af en çok günahı olanın çukuruna dolar.


Tevbeye en çok ihtiyacı olan günahkâr bir kardeşiniz olarak Erol’un yazdığı tevbeler fazîlet ve kerâmetini değil, günahının çokluğu nedeni ile ihtiyacının fazlalığını gösterir. Ben sadece sizlerle kendi ihtiyacıma ve nefsimin terbiyesine, günahlardan arınmama, asrın musîbet ve belâsına, insî ve cinnî şeytanların şerlerine ve fitnelerine, âhirzamanın bid’a ve dalâletlerine karşı Rabbime sığınmak ve korunmak için yaptığım dua ve niyazlarım ile günahlarımdan arınmak için yaptığım tevbelerimin hem nefsimde hem de binlerce kardeşlerimde gördüğüm ve şâhit olduğum netice ve faydalarını siz kardeşlerim ile paylaştım. Taki siz ihlâslı ve samimi kardeşlerimin samimi dua ve tevbeleri vesilesiyle Rabbim beni de affeder ümidindeyim.


Netice-i kelâm Üstadım Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Es’ile-i Sitte eserindeki sözleri ile dahi derim ki bu eser:


İstikbâlde gelecek nefret ve tahkirden sakınmak için, şu mahrem zeyil yazılmıştır. Yâni, “Tuh o asrın gayretsiz adamlarına!” denildiği zaman yüzümüze tükürükleri gelmemek için veyahut silmek için yazılmıştır. Avrupa’nın insaniyetperver maskesi altında vahşî reislerinin sağır kulakları çınlasın! Ve bu vicdansız gaddarları bize musallat eden o insâfsız zâlimlerin görmeyen gözlerine sokulsun! Ve bu asırda, yüz bin cihette “Yaşasın Cehennem” dedirten mim’siz medeniyetperestlerin başlarına vurulmak için yazılmış bir arzuhâldir.


Önceleri biri davamı inkâr edip yalanladığında öfkelenirdim. Hatta şahsıma yalancı, dolandırıcı dendiğinde daha da zoruma giderdi. Ve sen insanlara hipnoz yapıyorsun denildiğinde ise bu alçakça ve mesnetsiz iftira karşısında âdeta çılgına döner sinirlenirdim. Nasıl bu kadar apaçık bir gerçeği inkâr ediyorlar ve inanmıyorlar diye âdeta kendi-

mi parçalar ve üzülürdüm. Bazen de sen bu insanları para ile tutmuşsun bunlar rol yapıyorlar diyerek yalanlayanlara gülerdim. Hatta bazen hırsımdan yalanlamalara ve iftiralara dayanamaz, şevkim ve gayretim kırılır ağlardım.


Sonra ayağının tozu bile olmaya lâyık olmadığım peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kalbime geldi. Yaşadığı zorlukları ve uğradığı iftiraları hatırladım. Sen kimsin ki ey nefsim Rasûlullah’a (sallallahu aleyhi ve sellem) bile büyücü sihirbaz denirken sana hipnozcu denmiş şikâyet ediyorsun dedim. Allah Rasûlünün çektiği çileleri hatırlayınca kendimden utandım. Öyle ki artık yolumda ilerlerken biri bana sövmüş, küfretmiş hatta dövmüş umurumda bile değil kafama devenin pis işkembesi geçirilinceye kadar, Rabbim sabır verdiği kadar, canım bedende olduğu kadar hiçbir şey büyük ve önemli değil ALLAH’IN BÜYÜKLÜĞÜ KADAR, DAVAMIN BÜYÜKLÜĞÜNÜN ÖNEMİ KADAR DAYA-

NIRIM RABBİMİN SABIR VERDİĞİ KADAR..


Duanıza tâlib kardeşiniz Allah’a (celle celâlühû) er olmaya çalışan Erol Tangut

VIEW
CLOSE