NİYET-İ SÂYİK
Bu niyetin çekirdeği; “Allahım, niyet ettim Senin rızan için Hz. Âdem’den aleyhisselâm kıyamete kadar geçmiş gelmiş ve gelecek tüm inananların hayrına sadaka vermeye, hayrât yapmaya” cümlesidir.
Bu niyet inkişaf edip ilim ve hikmet toprağında, Kur’an ve Sünnet güneşinde, Rahman ve Rahîm iklimlerinde, Tevbe ve Duâ bahçesinde, ihlâs suyu ile yeşermiştir. Allah’ın celle celâluhu vesile eylediği Sâyik bahçıvanın tepsisi ve elleri ile sizlere arz edilmiştir. Hizmetkâr Sâyikler ve siz samimi ihlâslı kardeşlerimizin vesilesi ile bu hizmet inşaallah kıyamete kadar devam edecektir. Aşağıda sizlere Niyet-i Sâyik’in yüzlerce araştırma, ar-ge ve tecrübeleri ile yazılmış olduğu son halini takdim edip ikram ediyoruz. Kim dilerse İlm-i Sâyik ağacının dünyevÎ ve uhrevÎ meyvelerine talip olabilir. Her kim bu niyeti değiştirmeye, değiştirip kendine göre yazmaya ve kendisine mal etmeye çalışırsa dost değil ifsatçı ve hasetçi bir düşmanımızdır. Mahşerde iki elimiz yakasındadır. Bozmadan ve değiştirmeden yazan, basan, çoğaltan, yayan ve sahiplenen herkes dünya-âhiret kardeşimizdir. Zira yanlış yapılacak ve yazılacak bir tek kelime bile bir bardak süte karışan bir damla necâset misâli ifsat edip bozmaya yeterlidir. İbâdetin
ruhu ihlâs olduğu gibi ihlâsın dahi özü niyettir. Bu niyeti yaparak sırr-ı ihlâsla her amel eden İlm-i Sâyik’in kerâmet, hikmet ve neticelerine nâil olabilir. Ancak ibâdetin ruhu “ihlâs”tır. İhlâs ise işlediğiniz amelleri sadece Allah’ın celle celâluhu emri olduğu için yapmak ve netice olarak ise Allah’ın celle celâluhu rızasını ummaktır. Sizlerin dünyevî gayeler ile hastalıklar ve musÎbetlerden kurtulmak için bu niyet ile yapacağınız ameller ibâdetlerin yüksek faziletlerinden ve faydalarından dahi mahrum kalmaya bir sebeptir.
Nitekim amellerde niyetin mutlaka hâlis ve temiz olması gerekir. Asıl olan Allah’ın celle celâluhu rızası için yapılması ve uhrevÎ neticelerin ümit edilmesidir. Hatta uhrevÎ gayeler dahi hedef yapılmayıp sadece Allah’ın celle celâluhu rızasını kazanmak asıl maksat olmalıdır. Ancak ihlâs ile yapılan ameller dünyada ve âhirette Allah’ın celle
celâluhu ikramı ile kıymetlenir ve mükâfatlandırılır.
«De ki: “Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.”» (2)
Niyetinizi yaparken aşağıda yer alan Niyet-i Sâyik’i okuyup altta mavi maddeler şeklinde yazılmış olanların tamamına niyetlenin inşaallah. Eğer niyet ettiklerinizi gerçekleştiremeden ölürseniz amel deft erinize hepsini yapmış gibi yazılır. Ameller niyete göredir. Amelden önce niyetiniz amel deft erinize yazılır. O sır iledir ki “Mü’minin niyeti amelinden hayırlıdır!”
(Tüm sadaka, hayrat ile zekât-fâiz keff âretleri ve nafile ibadetler için genel bir niyettir.)
“Kim Allah ́a inanır ve sâlih amel işlerse, Allah onun günahlarını örter.” (3)
“Yedi şey(in sevabı), ölümünden sonra o kabrinde iken kulun lehine devam eder: Bir ilim öğreten, bir ırmak açan, bir kuyu açan, bir hurma ağacı diken, bir mescid inşâ eden, bir Mushaf (Kur’an) miras bırakan, ölümünden sonra kendisi için mağfiret dileyecek bir evlat bırakan.” (4)
“Ameller ancak niyetlere göredir ve herkese ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Rasûlü’ne ise onun hicreti Allah’a ve Rasûlü’nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık yahut nikâhlayacağı bir kadın için ise, onun hicreti de hicret ettiği şeyedir.” (5)
“Size derdinizi ve devâsını haber vereyim mi? Derdiniz günahlar, devâsı ise istiğfardır.” Hadis-i Şerif
TEVBE-İ SÂYİK
Haram (Haram-i Eşme) Tevbesi (6)
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Rasulallah.
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Habiballah.
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Emine Vahyillah.
Allahım! Kızgınlık ve öfk eyle, üzüntü ve kederle, bilerek veya bilmeden, gizli-açık işlediğimiz tüm günah, hata ve haramlardan, haramı kendimize helâl kılarak; kanımıza, canımıza haram karıştırarak, vücudumuzu şeytanlara uygun birer mesken haline getirerek, vücudumuza serpiştirdiğin Esma’ül-Hüsna’nın (mukaddes isimlerinin) koruma dairelerinden çıkmaktan, bize akıl ve irade vermene rağmen bile isteye haramı seçmekten, helâli inkâr edip veya tercih etmeyip harama girmekten, haramlara ve haramların
işlenmesine yol açmaktan, başkalarına haklarımızı haram ederek onların ve çocuklarının haramzâde olmalarına sebep olmaktan, başkalarını harama sokarak şeytana uymaktan ve şeytanın yolundan gitmekten, insanları harama teşvik edip harama öncülük yapmaktan, elimizde olmadan ailemizin ve diğer insanların bize İK haram yedirip içirip giydirmelerine rıza göstermekten, verdiğin hayata ve ikramlara haram karıştırıp nankörlük etmekten, maddiyat ve mâneviyatıma, his ve duygularıma, yetenek ve kabiliyetlerime haram karıştırmaktan, kendimde ve başkalarında harama kapılar açmaktan, söz, fiil ve davranışlar ile şirke, isyana, harama ve küfre girerek işlediğim tüm bu günahlarımdan kendi adıma, aynı günah ve hataları işleyen anne ve babam adına, soy ve zürriyetlerimiz adına, (eşim, soy ve zürriyetleri adına), Hz. Âdem’den aleyhisselâm kıyamete kadar geçmiş, gelmiş, gelecek tüm Îmân edenlerin adına; bilinen ve bilinmeyen sırların adedince, kudretinin ve azametinin genişliğince, yarattıkların, yok ettiklerin ve yaratacakların adedince, yeryüzüne yağdırdığın ve yağdıracağın yağmur ve kar taneleri adedince tevbe ettim Estağfirullah…
Estağfirullah Yâ Rahmân.. Estağfirullah Yâ RahÎm.. Estağfirullah Yâ Melîk.. Estağfirullah Yâ Kuddûs.. Estağfirullah Yâ Selâm.. Estağfirullah Yâ Mü’min.. Estağfirullah Yâ Müheymin.. Estağfirullah Yâ Azîz.. Estağfirullah Yâ Cebbâr.. Estağfirullah Yâ Mütekebbir.. Estağfirullah Yâ Hâlık.. Estağfirullah Yâ Bâri’.. Estağfirullah Yâ Musavvir.. Estağfirullah Yâ Gaff âr.. Estağfirullah Yâ Kahhâr.. Estağfirullah Yâ Vehhâb.. Estağfirullah Yâ Rezzâk.. Estağfirullah Yâ Fettâh.. Estağfirullah Yâ AlÎm.. Estağfirullah Yâ Kâbıd(z).. Estağfirullah Yâ Bâsıt.. Estağfirullah Yâ Hâfıd(z).. Estağfirullah Yâ Ferd.. Estağfirullah Yâ Râfi’.. Estağfirullah Yâ Muizz.. Estağfirullah Yâ Müzill.. Estağfirullah Yâ SemÎ’.. Estağfirullah Yâ Basîr.. EstağfirullahYâ Hakem.. Estağfirullah Yâ Adl.. Estağfirullah Yâ Latîf.. Estağfirullah Yâ Habîr.. Estağfirullah Yâ Halîm.. Estağfirullah Yâ AzÎm.. Estağfirullah Yâ Gafûr.. Estağfirullah Yâ Şekûr.. Estağfirullah Yâ Aliyy.. Estağfirullah Yâ Kebîr.. Estağfirullah Yâ Hafîz.. Estağfirullah Yâ Mukît.. Estağfirullah Yâ Hasîb.. Estağfirullah Yâ Celîl.. Estağfirullah Yâ Kerîm.. Estağfirullah Yâ Rakîb.. Estağfirullah Yâ Mücîb.. Estağfirullah Yâ Vâsi’.. Estağfirullah Yâ Hakîm.. Estağfirullah Yâ Vedûd.. Estağfirullah Yâ Mecîd.. Estağfirullah Yâ Bâis.. Estağfirullah Yâ Şehîd.. Estağfirullah Yâ Hakk.. Estağfirullah Yâ Vekîl.. Estağfirullah Yâ Kaviyy.. Estağfirullah Yâ Metîn.. Estağfirullah Yâ Veliyy.. Estağfirullah Yâ Hamîd.. Estağfirullah Yâ Muhsî.. Estağfirullah Yâ Mübdîu.. Estağfirullah Yâ Muîd.. Estağfirullah Yâ Muhyî..Estağfirullah Yâ Mümît.. Estağfirullah Yâ Hayy.. Estağfirullah Yâ Kayyûm.. Estağfirullah Yâ Vâcid.. Estağfirullah Yâ Mâcid.. Estağfirullah Yâ Vâhid.. Estağfirullah Yâ Ehad.. Estağfirullah Yâ Samed.. Estağfirullah Yâ Kâdir.. Estağfirullah Yâ Muktedir.. Estağfirullah Yâ Muahhir.. Estağfirullah Yâ Evvel.. Estağfirullah Yâ Âhir.. Estağfirullah Yâ Zâhir.. Estağfirullah Yâ Bâtın.. Estağfirullah Yâ VâlÎ.. Estağfirullah Yâ Müteâl.. Estağfirullah Yâ Berr.. Estağfirullah Yâ Tevvâb.. Estağfirullah Yâ Müntekim.. Estağfirullah Yâ Mün’im.. Estağfirullah Yâ Afüvv.. Estağfirullah Yâ Raûf.. Estağfirullah Yâ Mâlik’el-Mülk.. Estağfirullah Yâ Ze’l-celâli ve’l-ikrâm.. Estağfirullah Yâ Rabb.. Estağfirullah Yâ Muksit.. Estağfirullah Yâ Câmi’.. Estağfirullah Yâ Ganiyy.. Estağfirullah Yâ Muğni.. Estağfirullah Yâ Mâni’.. Estağfirullah Yâ Darr.. Estağfirullah Yâ Nâfi’.. Estağfirullah Yâ Nûr.. Estağfirullah Yâ HâdÎ..
Estağfirullah Yâ Bedî’.. Estağfirullah Yâ BâkÎ.. Estağfirullah Yâ Vâris.. Estağfirullah Yâ Reşîd.. Estağfirullah Yâ Sabûr.. Estağfirullah Yâ Bedia’s-semâvâti ve’l-erâdÎn.. Estağfirullah Yâ Rabbe’l-âlemÎn.. Estağfirullah Yâ Erhame’r-râhimin..
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Rasulallah.
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Habiballah.
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Emine Vahyillah.
Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Zeyyenallah.
NİYET HAKKINDA
“Mallarını Allah yolunda harcayanlar, her başağında yedi yüz tanesi olan ve tam yedi tane başak bitiren tek bir tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir, arttırır. Allah’ın ihsanı boldur ve her şeyi bilir.” (7)
“İşte ey gafil insan! Bak Cenab-ı Hakk’ın fazlına ve keremine! Seyyieyi bir iken bin yazmak, haseneyi bir yazmak veya hiç yazmamak adalet olduğu halde; bir seyyieyi bir yazar, bir haseneyi on, bazen yetmiş, bazen yediyüz, bazen yedi bin yazar. Hem şunükteden anla ki; o müdhiş Cehennem’e girmek ceza-yı ameldir,
ayn-ı adildir. Fakat Cennet’e girmek, mahz-ı fazıldır.” (8)
“Arkadaş! Bu niyet mes’elesi, benim kırk senelik ömrümün bir mahsulüdür. Evet niyet öyle bir hâsiyete mâliktir ki, âdetleri, hareketleri ibâdete çeviren pek acib bir iksir ve bir mâyedir. Ve kezâ niyet, ölü ve meyyit olan hâletleri ihyâ eden ve canlı, hayatlı ibâdetlere çeviren bir ruhtur. Ve kezâ niyette öyle bir hâsiyet vardır ki; seyyiâtı hasenâta ve hasenâtı seyyiâta tahvil eder. Demek niyet, bir ruhtur. O ruhun ruhu da ihlâstır. Öyle ise necat, halâs ancak ihlâs iledir. İşte bu hâsiyete binaendir ki; az bir zamanda çok ameller husule gelir.
Buna binaendir ki; az bir ömürde, Cennet bütün lezâiz ve mehâsiniyle kazanılır. Ve niyet ile insan, daimî bir şâkir olur, şükür sevabını kazanır.” (9)
“Ve kezâ nazar ile niyet, mâhiyet-i eşyayı tağyir eder. Günahı sevaba, sevabı günaha kalbeder (çevirir). Evet niyet âdi bir hareketi ibâdete çevirir. Ve gösteriş için yapılan bir ibâdeti günaha kalbeder. Maddiyata esbab hesabıyla bakılırsa cehâlettir. Allah hesabıyla olursa, mârifet-i ilahiyedir.” (10)
“Hayrât ve hasenâtın hayatı niyet iledir. Fesadı da ucub, riya ve gösteriş iledir.” (11)
“İbâdet ve duanın sebebi ve neticesi, emir ve rıza-i ilahîdir; faidesi, uhrevîdir. Eğer namazdan, ibâdetten dünyevî maksadlar niyet edilse, yalnız onlar için yapılsa, o namaz battal olur.” (12)
“İbâdetin ruhu, ihlâstır. İhlas ise, yapılan ibâdetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir faide ibâdete illet gösterilse, o ibâdet bâtıldır. Faideler, hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar.” (13)
“Medar-ı necat ve halâs, yalnız ihlâstır. İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel, batmanlarla hâlis olmayana müreccahtır (tercih edilir). İhlâsı kazandıran harekâtındaki sebebi, sırf bir emr-i ilahî ve neticesi rıza-yı ilahî olduğunu düşünmeli ve vazife-i İlahiyeye karışmamalı.” (14)Elfü elfi salâtin ve elfü elfi selâmin aleyke yâ Rasulallah.